Anlamak…

Ekim 2009 087 ( 2009 Londra)

 

Dışarıdan bakınca insanların anlaşamaması aslında ne garip .
Hepimiz insanız , uyuyoruz  , acıkıyoruz , üzülüyoruz , seviyoruz , kısacası bir çok içgüdü ve duygumuz var , kendi insanımızla aynı dili konuşuyoruz , hatta toplasak neredeyse hepimiz ömrümüzün sonuna kadar hemen hemen aynı , belirli sayıda kelimeleri kullanarak konuşuyoruz ve bütün bunlara rağmen birbirimizi anlayamıyoruz…
Anlamayı da istemiyoruz  , öyle bir derdimiz de yok , çünkü egomuz var , karşımızdakinin ne söylemek istediği ile değil bizim kendi önyargılarımız eşliğinde ne anladığımızla ilgileniyoruz , karşımızdaki  kendini yırtsa da önem vermiyoruz , anlamak istemiyoruz..
Kendi çevremize çizdiğimiz küçük çemberlerimiz var bunların içinde kalıyorsa söylenenler  , tamam , ama dışındaysa ilgilenmiyoruz…Hepimiz  haklı olmak istiyoruz ,  halbuki  olsak  ne olacak , olmasak ne değişecek , ne kazanılacak ?
Haklı olunca   ego kazanacak , belki de diğer insan kaybedilecek , peki , buna değer mi ?
Tercih meselesi..
Oysa sev sevebildiğin kadar herkesi ,  hoşgörmeye çalış  …
Sonuçta elimizde kalacak tek şey sevgi..

Ajda Pekkan ‘ın şarkısında dediği gibi ;

”Hoşgör sen , affet gitsin aldırma  ,
Büyüklük sende kalsın sonunda ,
Sen sarıl o sana sarılmazsa
Sen unut , unutmazsa”

Bakmak ve Görmek…

Temmuz 2008 008 ( Antalya 2009 A.G.)

Sahilde yürüyorum , kulaklarıma çalınan sesler birbirine karışıyor, nasıl bu kadar farklı tını ve ses var , ne ayrıntı ama
İnsanoğlu birbirinden farklı ne kadar fazla obje yaratabilir acaba ? Eninde sonunda kendimizi veya kafamızdaki bir şeyi tekrarlarız , mutlaka öyle yaparız .. Herkesin kafasında bir takınaklı düşünce , bir renk , bir obje vardır herhalde ve eninde sonunda , dönüp dolaşıp onu dile getirir yaptığı her neyse onda , bu bir resim olabilir , yazı olabilir farketmez… Mesela ben fotoğraf çekmeye başladığımda anladım ki bir kapı takıntım var , asla bilmiyordum bunu , hiç düşünmemiştim bile , ama bir de baktım ki arada gidip gelip hep kapıların fotoğrafını çekmişim , nedenini bilemiyorum , psikanalizde bir nedeni var mıdır yok mudur bilmem , hemen bir şeye bağlayıp sonuç budur denmesi de sinir bozucu .. Ne malum öyle olduğu , kim demiş ?
Hemen tesbitte bulunulur ; eveeet , kapılarla ilgileniyorsunuz , efendiiim , sizde bir kapıdan kaçıp kurtulma isteği var veya bir başkası ; meraklısınız, kapıların ardında ne olduğunu merak ediyorsunuz , diğeri ; kapıları açıp yeni başlangıçlar yapmak istiyorsunuz vb.. bu yorumlar uzar gider.. Belki biri doğrudur , belki hepsi , belki de hiçbiri… Doğru olan tek şey var , ben kapıların fotoğrafını çekmeyi seviyorum , nokta.
Belki başka birşey yapsam , o zaman da başka bir objeyi tasarlayacağım örneğin resim yapsam belki de hep masa yapacağım (tamamen tahmin tabii) kimbilir..
Esasen her yaptığımız şeyde kendimizden bir parça bırakıyoruz ve onu yaşatıyoruz , ne yaparsak yapalım öyle , yemek yerken , insanları yönetirken , uyurken , aynaya bakarken , elma soyarken , kısacası ne yaparsak yapalım bizden bir parça var yaptığımız herşeyde , aslında yapılan şey aynı ama yapan el farklı ve dolayısıyla ortaya çıkan sonuç ve etkileri de her zaman farklı oluyor ..
Bakılan şey de bakan göze göre değişiyor , zaten herkes aynı şeyde karar kılsaydı , aynı şeyi düşünseydi güzellik yarışmalarında veya ses yarışmalarında jüriye ne gerek vardı ? Sonuçta herkes aynı kişiyi veya sesini güzel bulurdu biter giderdi , ama herşey farklı , dünyada kaç çeşit insan varsa o kadar da fikir , zevk ve doğru /yanlış var.