Diyalog…

Karadeniz 2010 Eylul 112 (2012 Trabzon)

İnsanın kendi kendisiyle kaldığı , özünü ,  ruhunu dinlediği nadir zamanlardan biri geceleri yastığa başını koyduğu zaman olsa gerek..Gün içinde bir sürü koşuşturma , değişik konular , insanlar , ilişkiler , diyaloglar  sürüp gidedursun , yatağa yattığı an bir an için kendi kendine kalır , o zaman da bir diyalog başlar , insanın kalbi ile beyni birbiriyle konuşmaya başlar arada sağduyu katılır bu konuşmaya eğer duyabilirse ..

İşte o zaman insan kendi gerçeği ile yüzyüze kalır , gün içinde unuttuğu , görmezden geldiği , artık umursamadığını düşündüğü , gözardı ettiği , bastırdığı , yok varsaydığı konular birer birer sıraya girer konuşmak için , itişip kakışırlar kuyrukta beklerken , güçlü olanlar ön sıralarda yerini alır hemen..
Günlerce bekleyen olur veya sırasını başkasına veren , kendini su yüzüne çıkartmak istemeyen , derinlerde bekleyen…
Sonra bir bakarsın ki , uyumuş kalmışsın , bazı konularla ilgilenmeye  rüyanda devam edersin , bazılarını çözmüşsündür , bazıları ise bir dahaki seferi bekler
Ve sabah olur , gün ışır , uyanırsın ,  hayat uyanır , kalbinle beynin ‘Günaydın’ der birbirlerine ve günün kalanıyla haşır neşir olmaya başlarlar..