Hayat…

2 Mayıs 2008 006 ( Heybeliada A.G.)

 

Hayat insana her gün yeni bir şeyler öğretiyor , çalışkan bir öğrenci miyiz ? Yoksa günü mü kurtarıyoruz bilinmez..
Bildiğimiz tek şey günler geçip gidiyor , geri dönüş yok ..

 

Diyalog…

Karadeniz 2010 Eylul 112 (2012 Trabzon)

İnsanın kendi kendisiyle kaldığı , özünü ,  ruhunu dinlediği nadir zamanlardan biri geceleri yastığa başını koyduğu zaman olsa gerek..Gün içinde bir sürü koşuşturma , değişik konular , insanlar , ilişkiler , diyaloglar  sürüp gidedursun , yatağa yattığı an bir an için kendi kendine kalır , o zaman da bir diyalog başlar , insanın kalbi ile beyni birbiriyle konuşmaya başlar arada sağduyu katılır bu konuşmaya eğer duyabilirse ..

İşte o zaman insan kendi gerçeği ile yüzyüze kalır , gün içinde unuttuğu , görmezden geldiği , artık umursamadığını düşündüğü , gözardı ettiği , bastırdığı , yok varsaydığı konular birer birer sıraya girer konuşmak için , itişip kakışırlar kuyrukta beklerken , güçlü olanlar ön sıralarda yerini alır hemen..
Günlerce bekleyen olur veya sırasını başkasına veren , kendini su yüzüne çıkartmak istemeyen , derinlerde bekleyen…
Sonra bir bakarsın ki , uyumuş kalmışsın , bazı konularla ilgilenmeye  rüyanda devam edersin , bazılarını çözmüşsündür , bazıları ise bir dahaki seferi bekler
Ve sabah olur , gün ışır , uyanırsın ,  hayat uyanır , kalbinle beynin ‘Günaydın’ der birbirlerine ve günün kalanıyla haşır neşir olmaya başlarlar..

 

Anlamak…

Ekim 2009 087 ( 2009 Londra)

 

Dışarıdan bakınca insanların anlaşamaması aslında ne garip .
Hepimiz insanız , uyuyoruz  , acıkıyoruz , üzülüyoruz , seviyoruz , kısacası bir çok içgüdü ve duygumuz var , kendi insanımızla aynı dili konuşuyoruz , hatta toplasak neredeyse hepimiz ömrümüzün sonuna kadar hemen hemen aynı , belirli sayıda kelimeleri kullanarak konuşuyoruz ve bütün bunlara rağmen birbirimizi anlayamıyoruz…
Anlamayı da istemiyoruz  , öyle bir derdimiz de yok , çünkü egomuz var , karşımızdakinin ne söylemek istediği ile değil bizim kendi önyargılarımız eşliğinde ne anladığımızla ilgileniyoruz , karşımızdaki  kendini yırtsa da önem vermiyoruz , anlamak istemiyoruz..
Kendi çevremize çizdiğimiz küçük çemberlerimiz var bunların içinde kalıyorsa söylenenler  , tamam , ama dışındaysa ilgilenmiyoruz…Hepimiz  haklı olmak istiyoruz ,  halbuki  olsak  ne olacak , olmasak ne değişecek , ne kazanılacak ?
Haklı olunca   ego kazanacak , belki de diğer insan kaybedilecek , peki , buna değer mi ?
Tercih meselesi..
Oysa sev sevebildiğin kadar herkesi ,  hoşgörmeye çalış  …
Sonuçta elimizde kalacak tek şey sevgi..

Ajda Pekkan ‘ın şarkısında dediği gibi ;

”Hoşgör sen , affet gitsin aldırma  ,
Büyüklük sende kalsın sonunda ,
Sen sarıl o sana sarılmazsa
Sen unut , unutmazsa”