Diyalog…

Karadeniz 2010 Eylul 112 (2012 Trabzon)

İnsanın kendi kendisiyle kaldığı , özünü ,  ruhunu dinlediği nadir zamanlardan biri geceleri yastığa başını koyduğu zaman olsa gerek..Gün içinde bir sürü koşuşturma , değişik konular , insanlar , ilişkiler , diyaloglar  sürüp gidedursun , yatağa yattığı an bir an için kendi kendine kalır , o zaman da bir diyalog başlar , insanın kalbi ile beyni birbiriyle konuşmaya başlar arada sağduyu katılır bu konuşmaya eğer duyabilirse ..

İşte o zaman insan kendi gerçeği ile yüzyüze kalır , gün içinde unuttuğu , görmezden geldiği , artık umursamadığını düşündüğü , gözardı ettiği , bastırdığı , yok varsaydığı konular birer birer sıraya girer konuşmak için , itişip kakışırlar kuyrukta beklerken , güçlü olanlar ön sıralarda yerini alır hemen..
Günlerce bekleyen olur veya sırasını başkasına veren , kendini su yüzüne çıkartmak istemeyen , derinlerde bekleyen…
Sonra bir bakarsın ki , uyumuş kalmışsın , bazı konularla ilgilenmeye  rüyanda devam edersin , bazılarını çözmüşsündür , bazıları ise bir dahaki seferi bekler
Ve sabah olur , gün ışır , uyanırsın ,  hayat uyanır , kalbinle beynin ‘Günaydın’ der birbirlerine ve günün kalanıyla haşır neşir olmaya başlarlar..

 

Bakmak ve Görmek…

Temmuz 2008 008 ( Antalya 2009 A.G.)

Sahilde yürüyorum , kulaklarıma çalınan sesler birbirine karışıyor, nasıl bu kadar farklı tını ve ses var , ne ayrıntı ama
İnsanoğlu birbirinden farklı ne kadar fazla obje yaratabilir acaba ? Eninde sonunda kendimizi veya kafamızdaki bir şeyi tekrarlarız , mutlaka öyle yaparız .. Herkesin kafasında bir takınaklı düşünce , bir renk , bir obje vardır herhalde ve eninde sonunda , dönüp dolaşıp onu dile getirir yaptığı her neyse onda , bu bir resim olabilir , yazı olabilir farketmez… Mesela ben fotoğraf çekmeye başladığımda anladım ki bir kapı takıntım var , asla bilmiyordum bunu , hiç düşünmemiştim bile , ama bir de baktım ki arada gidip gelip hep kapıların fotoğrafını çekmişim , nedenini bilemiyorum , psikanalizde bir nedeni var mıdır yok mudur bilmem , hemen bir şeye bağlayıp sonuç budur denmesi de sinir bozucu .. Ne malum öyle olduğu , kim demiş ?
Hemen tesbitte bulunulur ; eveeet , kapılarla ilgileniyorsunuz , efendiiim , sizde bir kapıdan kaçıp kurtulma isteği var veya bir başkası ; meraklısınız, kapıların ardında ne olduğunu merak ediyorsunuz , diğeri ; kapıları açıp yeni başlangıçlar yapmak istiyorsunuz vb.. bu yorumlar uzar gider.. Belki biri doğrudur , belki hepsi , belki de hiçbiri… Doğru olan tek şey var , ben kapıların fotoğrafını çekmeyi seviyorum , nokta.
Belki başka birşey yapsam , o zaman da başka bir objeyi tasarlayacağım örneğin resim yapsam belki de hep masa yapacağım (tamamen tahmin tabii) kimbilir..
Esasen her yaptığımız şeyde kendimizden bir parça bırakıyoruz ve onu yaşatıyoruz , ne yaparsak yapalım öyle , yemek yerken , insanları yönetirken , uyurken , aynaya bakarken , elma soyarken , kısacası ne yaparsak yapalım bizden bir parça var yaptığımız herşeyde , aslında yapılan şey aynı ama yapan el farklı ve dolayısıyla ortaya çıkan sonuç ve etkileri de her zaman farklı oluyor ..
Bakılan şey de bakan göze göre değişiyor , zaten herkes aynı şeyde karar kılsaydı , aynı şeyi düşünseydi güzellik yarışmalarında veya ses yarışmalarında jüriye ne gerek vardı ? Sonuçta herkes aynı kişiyi veya sesini güzel bulurdu biter giderdi , ama herşey farklı , dünyada kaç çeşit insan varsa o kadar da fikir , zevk ve doğru /yanlış var.