Bir zamanlar 45 lik plaklar vardı , Pikaplarda çalınan , dinlenen , eşlik edilen.
Şimdilerdeyse 45 lik ben..
Ne duruyorsun o zaman ?
Haydi , çal , söyle gönlünce neşeyle..
Yaşamda kesişen ve birleşen kümeler…
Posted by
Sabah saatinde pür neşe kalktım ,
Herşey yerli yerinde rahat , mutlu
İçimde bir iyilik duygusu ..
Kuşlar orkestra kurmuş ağaçta diye ,
Kim dedi sana kalk arya dinle ?
Canhıraş feryatlarla ez geç ruhunu ,
Yüzeysel yaşarken , dokun derinlere..
Kaptır kendini aryaya da ağla , ağla..
Hani ilaçlar vardır ya , su atar vücuttan ,
veya bir şey dokunur midene , içersin kusturur ,
işte aynen böyle ,
sabahın o günlük güneşlik saatinde ,
ruhuma ilaç oldu arya ,
attım ruhumdan dokunan ne varsa
Carmen ile ağlaya ağlaya..
Posted by
Nereden aklıma geldiyse , knapsack problemi geldi aklıma bir anda..Bir konuda ‘N’apsak , naapsak ” diye düşünürken çağrıştı , bende bu tür çağrışımlar feci oluyor , neredeyse hemen her kelime başka bir kelimeyi çağrıştırıyor
Knapsack ; aslında bir algoritmadır , kriptolama algoritması olarak bilinir. Elimizdeki bir n sayısının , başka bir sayılar topluluğundaki hangi sayıların toplamına eşit olduğunu bulmaya dayalı diye özetleyebiliriz.
‘Hırsız çantası’ diye de geçer bazı yerlerde , örneğin ; bir hırsız elindeki çantayla soygun yaptığında , bu soygunda değeri ve ağırlığı ne kadar olan malzemeyi almalıdır ki çantada taşıyabilsin ?
Dinamik programlamaya iyi bir örnektir aslında , probem küçük parçalara bölünerek , küçükten büyüğe çözüme gidilir , her bir parçanın çözümü bir sonraki adımda kullanılır , bir nevi optimizasyon yapılır , en verimlisinden başlanıp , en kötüsüne gidilir. Allah bilir , algoritma kelimesinin bile adından türediği , Cebirin babası (2 lik sayma düzeni ;binary sistemi ; ve 0 ı bulan) Horasanlı Matematikçi El Harezmi bulmuştur mutlaka bu algoritmayı da , sonra başkaları kendine mal etmiştir.
Posted by
Biraz güneş , biraz bulut , biraz rüzgar , çokça da taş topla benim için ..Hayat topladığımız şeylerden ibaret…
Ruhundan yüzlerce kuş havalandı , uçtu ..Uçmak ne renktir ?
Deniz kıyısına gittim , balık tutamadım , kin tutamadım , deniz beni tuttu..
Eskiyen duygularımı kesip attım , yerine yenisini ektim , bol gözyaşı ile sulayınca şimdi çiçek açtı…
Posted by
İçimde dışarı çıkmayı bekleyen , ağzı sıkıca bağlanmış bir çuval içinde bekleyen üstüste sıkıştırılmış bir sürü kelime var , bir sürü de harf… İpi bir çözsem hepsi basınçlı suyun fışkırması gibi kelime kelime fırlayacak çuvalın içinden , gözümün önüne geliyor.. Ama nereye gittiğini bilmeyen , sıralı olmayan , anlamsız cümleler haline dönüşecekler bırakırsam.. Önce onları düzenlemem lazım , sıralamam , sonra anlamlı hale getirmem lazım ki ipi çözebileyim , sonra biraz da renklendirmek gerek , şu anda hepsi gri , düz ve tonsuz..
Belki de onlara ses tonu katmalıyım , eğer yazı değil ses olarak fırlayacaklarsa dışarı…
Yazıda verilen anlam ile sözle verilen anlam hiçbir zaman aynı olmaz , Örneğin , kedi , köpek dilinde.. Sadece miyav yazıp geçeriz , oysa söylerken çeşitli miyavlamalar olduğunu biliriz , ses tonu katmazsak hangi anlamı yükleyebiliriz ki kedi miyavlamasına veya köpek havlamasına..
Posted by
Dünyada düzeltebileceğiniz , daha iyi yapmayı başarabileceğiniz ilk ve son önemli kimse kendinizsiniz der Aldous Huxley
1894 de doğmuş ve 1963 de ölmüştür , aynı havayı soluyamamışız , ben doğmadan o gitmiş.
Roman , deneme , şiir ve kısa yazıları vardır , parapsikoloji ve mistik felsefeyle ilgilenmiş değişik yapıda bir insandır.
Aslında okudukça anlaşılır ki , üzerine düşünce belirtmediği , fikir üretmediği konu kalmamıştır da diyebiliriz
Bazı kaynaklar Huxley ‘in ”The doors ” un isim babası olduğundan söz etse de , aslında The doors un isim babası William Blake ve kendisinin aşağıdaki cümlesidir bilindiği üzere..
”If the doors of perception were cleansed everything would appear to man as it is , infinite”..
İşte bu sözlerden Jim Morrison ‘un etkilendiğini ve ismi koyduğunu okumuştum vaktiyle
Huxley ‘in çok çeşitli kitapları ve yazıları var , bunlardan birkaçı;
Algı kapıları , Ada , Maymun ve öz , Cesur yeni dünya dır.
Her ne kadar ütopyaya karşı olan yazıları varsa da ‘Ada’ eserinde biraz ütopyacı olarak karşımıza çıkar , aslında uçlarda dolaşmıştır zaman zaman , hatta öyle ki mescalin maddesini kendi üzerinde kullanmış ve sonra deneyimlerini paylaşmıştır , bazı fikirlerinin uçuk olduğundan yola çıktığımızda insanın aklına , ‘bir takım maddeleri kullanıp kullanıp yazdı galiba” gibi bir fikir de gelebilmektedir
Aslında bildiğimiz ve kullanılan bir çok cümle , kendisine aittir , bunlara örnek :
Başlamak için en uygun zamanı beklersen , hiç başlayamayabilirsin , şimdi başla”
‘Günün sonunda kendini bir sokak köpeği gibi yorgun hissediyorsan , belki bütün gün hırladığın içindir”
Benim en çok sevdiğim sözlerinden iki tanesini de paylaşayım
”Belki de bu dünya başka bir dünyanın cehennemidir”.
”Tecrübe , insanın başına gelen şey değildir , o insanın , o başına gelen şeyle ne yaptığıdır”
Ölmeden önce , en son bir Zen budisti gibi yaşadığını belirterek , ‘New brave world’ (Yeni cesur dünya) eserinden bir cümleyle , ukalalık etmekten kaçarak son noktayı koyalım.
”Modern yaşamda , insan , kendi kaderini kabullenmeye şartlandırılır , böylelikle , patronlar ve politikacılar kimsenin hiç bir şeyi sorgulamadığı bir dünyada , özgürce hareket ederler .”
Not : Bu yazı 06-06 günü saat 06:06 da yayına otomatik olarak girecek şekilde ayarlanmıştır. ( 6 sayısı üç değil , dört adet olduğundan endişeye mahal yoktur
Posted by