Bugün…

Şubat 2008 107 (2008 Venedik)

Bir zamanlar 45 lik plaklar vardı ,  Pikaplarda çalınan , dinlenen , eşlik edilen.

Şimdilerdeyse 45 lik ben..

Ne duruyorsun o zaman ?

Haydi , çal , söyle gönlünce neşeyle..

ARYA

21 Mart 2008 033 ( Barcelona 2008 A.G.)

Sabah saatinde pür neşe kalktım  ,

Herşey yerli yerinde  rahat , mutlu

İçimde bir iyilik duygusu ..

Kuşlar orkestra kurmuş ağaçta diye ,

Kim dedi sana kalk   arya  dinle ?

Canhıraş feryatlarla ez geç ruhunu ,

Yüzeysel  yaşarken , dokun derinlere..

Kaptır kendini aryaya da ağla , ağla..

Hani ilaçlar vardır ya , su atar vücuttan ,

veya bir şey dokunur midene , içersin kusturur ,

işte aynen böyle   ,

sabahın o günlük güneşlik saatinde ,

ruhuma ilaç oldu arya , 

attım ruhumdan dokunan ne varsa

Carmen ile   ağlaya ağlaya..

Knapsack

 

Nereden aklıma geldiyse , knapsack problemi geldi aklıma bir anda..Bir konuda  ‘N’apsak , naapsak ” diye düşünürken çağrıştı , bende bu tür çağrışımlar feci oluyor  , neredeyse hemen her kelime başka bir kelimeyi çağrıştırıyor
Knapsack ;  aslında   bir algoritmadır , kriptolama algoritması olarak bilinir. Elimizdeki bir  n  sayısının , başka bir sayılar topluluğundaki hangi sayıların toplamına eşit olduğunu bulmaya dayalı diye özetleyebiliriz.
‘Hırsız çantası’  diye de geçer bazı yerlerde  , örneğin ; bir hırsız elindeki çantayla soygun yaptığında , bu soygunda değeri ve ağırlığı ne kadar olan malzemeyi almalıdır ki çantada taşıyabilsin ?
Dinamik programlamaya iyi bir örnektir  aslında , probem küçük parçalara bölünerek , küçükten büyüğe çözüme gidilir ,   her bir parçanın çözümü bir sonraki adımda kullanılır , bir nevi optimizasyon yapılır , en verimlisinden başlanıp , en kötüsüne gidilir. Allah bilir , algoritma kelimesinin bile adından türediği  , Cebirin babası (2 lik sayma düzeni ;binary sistemi ; ve 0 ı bulan) Horasanlı Matematikçi El Harezmi    bulmuştur mutlaka bu  algoritmayı  da , sonra başkaları kendine mal etmiştir.

 

Döküntüler…

0karadeniz  10.09.2010 16-05-27 (Karagöl  2007)

 

Biraz güneş , biraz bulut , biraz rüzgar , çokça da taş topla benim için ..Hayat topladığımız şeylerden ibaret…

 

Ruhundan yüzlerce kuş havalandı , uçtu ..Uçmak ne renktir ? 

 

Deniz kıyısına gittim , balık tutamadım , kin tutamadım , deniz beni tuttu..

 

Eskiyen duygularımı kesip attım , yerine yenisini ektim , bol gözyaşı ile sulayınca şimdi çiçek açtı…

 

Anlam…

amerika miami-014(ABD Miami 2002 )

İçimde  dışarı çıkmayı bekleyen , ağzı sıkıca bağlanmış  bir çuval içinde bekleyen üstüste sıkıştırılmış bir sürü kelime var , bir sürü de harf… İpi bir çözsem hepsi basınçlı suyun fışkırması gibi kelime kelime fırlayacak çuvalın içinden , gözümün önüne geliyor.. Ama nereye gittiğini bilmeyen , sıralı olmayan , anlamsız cümleler haline dönüşecekler bırakırsam.. Önce onları düzenlemem lazım , sıralamam , sonra anlamlı hale getirmem lazım ki ipi çözebileyim , sonra biraz da renklendirmek gerek , şu anda hepsi gri , düz ve tonsuz..

Belki de onlara ses tonu katmalıyım , eğer yazı değil ses olarak fırlayacaklarsa dışarı…
Yazıda verilen anlam ile sözle verilen anlam hiçbir zaman aynı olmaz , Örneğin , kedi , köpek dilinde.. Sadece miyav yazıp geçeriz , oysa söylerken çeşitli miyavlamalar olduğunu biliriz , ses tonu katmazsak  hangi anlamı yükleyebiliriz ki kedi miyavlamasına veya köpek havlamasına..

Aldous Huxley

6 , 13 Mayıs 2007 387 (Heybeliada A.G.)

 

Dünyada düzeltebileceğiniz , daha iyi yapmayı başarabileceğiniz ilk ve son önemli kimse kendinizsiniz  der Aldous Huxley

1894 de doğmuş ve 1963 de ölmüştür , aynı havayı soluyamamışız , ben doğmadan o gitmiş.
Roman , deneme , şiir ve kısa yazıları vardır , parapsikoloji ve mistik felsefeyle ilgilenmiş değişik yapıda bir insandır.
Aslında okudukça anlaşılır ki ,   üzerine düşünce belirtmediği , fikir üretmediği konu kalmamıştır da diyebiliriz
Bazı kaynaklar Huxley ‘in  ”The doors ”  un isim babası olduğundan söz etse de , aslında The doors un isim babası William Blake ve kendisinin aşağıdaki cümlesidir bilindiği üzere..

”If the doors of perception were cleansed everything would appear to man as it is , infinite”..

İşte bu sözlerden Jim Morrison ‘un etkilendiğini ve ismi koyduğunu okumuştum vaktiyle
Huxley ‘in çok çeşitli kitapları ve yazıları var  , bunlardan birkaçı;

Algı kapıları , Ada , Maymun ve öz , Cesur yeni dünya   dır.

Her ne kadar ütopyaya karşı olan yazıları varsa da ‘Ada’ eserinde biraz ütopyacı olarak karşımıza çıkar , aslında uçlarda dolaşmıştır zaman zaman , hatta öyle ki mescalin maddesini kendi üzerinde kullanmış ve sonra deneyimlerini paylaşmıştır , bazı fikirlerinin uçuk olduğundan yola çıktığımızda insanın aklına  , ‘bir takım maddeleri kullanıp kullanıp yazdı galiba” gibi bir fikir de gelebilmektedir
Aslında bildiğimiz ve kullanılan bir çok cümle , kendisine aittir , bunlara örnek :

Başlamak için en uygun zamanı beklersen , hiç başlayamayabilirsin , şimdi başla”

‘Günün sonunda kendini bir sokak köpeği gibi yorgun hissediyorsan , belki bütün gün hırladığın içindir”

Benim en çok sevdiğim sözlerinden iki tanesini de paylaşayım
”Belki de bu dünya başka bir dünyanın cehennemidir”.
”Tecrübe , insanın başına gelen şey değildir ,  o insanın , o başına gelen şeyle ne yaptığıdır”

Ölmeden önce , en son bir Zen budisti gibi yaşadığını belirterek , ‘New brave world’ (Yeni cesur dünya)  eserinden bir cümleyle , ukalalık etmekten kaçarak son noktayı koyalım.

”Modern yaşamda , insan , kendi kaderini kabullenmeye şartlandırılır , böylelikle , patronlar ve politikacılar kimsenin hiç bir şeyi sorgulamadığı bir dünyada , özgürce hareket ederler .”

Not :  Bu yazı  06-06 günü saat 06:06 da yayına otomatik olarak girecek şekilde ayarlanmıştır. ( 6 sayısı üç değil , dört adet olduğundan endişeye mahal yoktur